ŞİİR ÖYKÜ VE DENEMELERİM -GÖRSELLER

MERHABA KONUK ,

SAYFAMA HOŞ GELDİNİZ.


ŞİİR ÖYKÜ VE DENEMELERİM -GÖRSELLER

29 Şubat 2008 Cuma

İlköğretim sınıfları için Piyes

MUSTİ SAHNEDE
Piyes
Evin Okçuoğlu

Sahne 1
Yatak odası pencere yanı... Dışarıyı seyreden bir çocuk... giyimiyle boğazı sarılı haliyle hasta olduğu belli
Musti:
Ufff...canım sıkılıyor. Ablam hâlâ gelmedi. Bu gün Cuma diye tören vardır.
Anne içeriden seslenir:
Anne:
Ne dedin yavrum?
Musti:
Hiç anne, ablam dedim, hâlâ gelmedi de.
Kapı zili duyulur. Musti ıhlamur içmekte...
Musti:
Abla, hoş geldin. Benim ödevlerimi de aldın mı arkadaşımdan. Öğretmen pazartesi kontrol eder, yapmazsam olmaz.
Abla: Abla koca sırt çantasını yere bırakıp odasına doğru giderken
Aldım.
Abla biraz keyifsiz görünmektedir. Bir not kağıdı verir Musti'ye
Musti:
Neyin var abla, alay ettiler diye yine kavga mı ettiniz okulda? Ne olmuş yani biz bu şehre yeni geldik ve Türkçe’miz düzgün değil, ne yapalım. Alay etmeleri gerekmez ki. Bazı sözcükleri bulmakta zorlanıyoruz. Aklımıza hemen Almanca’sı geliyor.
Abla:
Boş ver konuşmaya değmez.
Musti:
Sınıfta sadece yanımda oturan Deniz’le iyi arkadaş olabildim. Diğerleri hep uzak duruyor. Aslında merak ediyorlar beni, biliyorum. Ama bir türlü yaklaşamıyorlar.
* * *
Sahne 2
Deniz annesiyle konuşuyor evde. Yeni öğrenciden söz ediyorlar.
Deniz:
Anne bizim sınıfa yeni gelen Almancı çocuk var ya...Adı Mustafa... Musti diyorlarmış ona. Benim yanımda oturuyor sınıfta. Bana geçen gün dedi ki ‘Deniz sen iyi arkadaş, ben çok zor Türkçe konuşabilir. Ama sen beni anladın.’ Dinlemek ve anlamaya çalışmak istemiyor diğer çocuklar. O da çok sessiz.
Deniz'in Annesi:
Kızım, konuşmazsanız nasıl öğrenecek Türkçe’yi? Sen arkadaşlarına söyle, böyle davranmasınlar.
Deniz:
Bu gün okula da gelmedi. Hastaymış. Ablası benden ödevleri aldı. O bizden üç sınıf büyük.
* * *
Sahne 3
Musti, ablasının yanına gider okuldan haberler almak ister.
Ablası:
Bu gün okula konuk bir öğrenci geldi. Avustralya’dan öğrenci değişimi ile gelmiş. Bizim derslere katılıyor.
Musti:
Aa ne hoş... adı ne, kız mı erkek mi?
Ablası:
Erkek, adı Cameron. Herkes onunla konuşmak için etrafına toplandı. Bir yandan İngilizce konuşmaya çalışıyorlar, bir yandan da ona, Türkçe kelimeler öğretiyorlardı.
Musti:
Peki senin neden keyfin yok abla?
Ablası:
Hiiç!
Musti:
Yoksa Cameron ile mi ilgili?
Ablası:
Biz Almanya’dan gelen Türk değil de Alman olsaydık, diyorum.
Musti:
Anladım. Sen bize karşı anlayışsız davranıldığından üzülmüşsün.
Ablası:
Hayır. Aslında bu gün anlayışsız da değil, ayrımcı davranıldığını düşündüm.
Musti:
Haklısın. Cameron’a ilgili, bize ise soğuk davranıyorlar. Oysa o da Türkçe konuşamıyor biz de az biliyoruz.
Ablası:
Bu bizim suçumuz değil ki.
Musti:
Neyse abla, boş ver. Belki bizi bir gün anlarlar.
****
Sahne 4
Okul... Musti'nin sınıfı. 7-8 öğrenci ve sıralar vardır.
Deniz:
Sen hastayken bir sınıf günü yapılacağını söyledi öğretmen. Belki sana da bir görev verir.
Musti:
Ben ne yapabilirim ki! İsterdim tabii.
Öğretmen içeri girer. Öğrenciler ayağa kalkar.
Öğretmen
Oturun çocuklar. Sınıf günümüz için görevleri bölüşelim.
Rol yeteneği olan beş öğrenci bir piyes hazırlasın.
Beş öğrenci parmak kaldırır. Öğretmen onaylar. Güzel şiir okuyan Deniz de bir şiirle katılıyordu değil mi?
Deniz:
Evet öğretmenim.
Öğretmen (Mustiye dönerek sorar):
Sen de Almanca bir şarkıyla katılmak ister misin Mustafa?
Musti:
Olur tabii. Sevinirim öğretmenim.
* * *
Sahne 5
Mustilerin ev. Musti annesiyle konuşmaktadır. Çok sevinçli ve hızlı hızlı anlatır.
Musti:.
Sınıf günü olacak anne, ben de şarkı söyleyeceğim. Deniz de şiir okuyor. Almanca bir şarkı söylersin dedi öğretmen.
Annesi:
Çok sevindim Musticiğim.
Ihlamuru bardağa dökerken Hadi, oğlum, iç bak, sıcak sıcak. Sesine iyi gelir
Musti’nin sınıfta arkadaşlarıyla ilişkisinde bu sınıf günü bir dönüm noktası olur. Deniz ile birlikte sınıf günü için sürpriz hazırlamaya karar verirler. Öğretmenden izin aldılar. Birlikte ders bitimlerinde çalışırlar. Bu sürpriz program bütün sınıfın merak konusudur.
Sahne... Sınıf günüdür.
Deniz:
YAZMAK İSTERDİM
Kavgayı yaprakların üzerine yazmak isterdim
Sonbahar gelsin yapraklar dökülsün diye.
Nefreti bulutların üzerine yazmak isterdim
Yağmur yağsın bulutlar dağılsın diye.
Öfkeyi karların üzerine yazmak isterdim
Güneş açsın karlar erisin diye.
Ve sevgiyi tüm yeni doğmuş bebeklerin yüreklerine yazmak isterdim
Onlarla büyüsün dünyayı sarsın diye.
Koro:
Okul şarkıları söylerler.
Musti:
Almanca şarkısını söyler.
ALKIŞLAR
Musti mikrofonu bırakmaz

Musti
Şimdi size bir sürprizimiz var.
Deniz de sahneye gelir. İzleyen öğrencilerde kıpırtılar olur. Heyecanla beklemektedirler.
Deniz folklor giysileri giymiştir. Musti de hemen kızılderili tüyleri olan bir şapka giyiverir. Karşılıklı geçerler. Hiç söz söylemeden, hareketler yapmaya başlarlar. Önce çekingen dururlar. Sonra selamlaşırlar ve acıktıklarını anlatmaya çalışırlar. Hareketleri birlikte gidip balık tutup yemek yeme şeklinde sürer. Karınları doyunca da oturup bir yerde uyur gibi yaparlar. Gösterileri beş dakika sürer.
Gösteri sonunda öğretmenleri sahneye gelir. Alkışlar durmaz.. Öğretmen kapanış konuşmasını şöyle bitirir
:
Öğretmen
Hepinize katkılarınız için teşekkür ediyorum. Son gösteri pantomimde, nasıl da farklı insanlar, sessizlikte bile iyi dostluklar kurdular değil mi? Konuşma dilimizin farklı olması, hiç olmaması bizi kaynaştırmaya engel değil.
Sahne kapanır.

21 Şubat 2008 Perşembe

Keman Ağladı

Fazıl Say’ın dünya prömiyerinde
Haremde vurmalı yaylı çığlığıyla Katibim motifli 1001 Gecesi
Patricia gelincik ağlaması
Neyce konuşan keman
Kuş cıvıltısı
Aşkın yakarışı

piyanonun kemanlaştığı, kemanın neyleştiği gecede Summertime da Fazıl'ın aleme hediyesi...
İsviçre'den Canlı Yayın 20 Şubat 2008 Haber Türk'e teşekkürlerle.

20 Şubat 2008 Çarşamba

Şehir Kokusu

çorba ısıtır analar bir ucunda kentin çamaşır asarlar
okul dönüşü servisidir tüm tıkalı kılcalların suçlusu
kentin damarı sokak karartır yüzünü bir yanında
çekilen bıçaklar konuşturur namusu
kiralık bedenler küfürleşir üvey ellerde
memelerinde süt kokusu buram buramdır hiç tanınmadık yanında şehrin
çarpıntısı tutar uçurum ilişkilerin yan yana yabancılığından
elektriksel uğultusunda çöker geceler dumanlı yokuşlarına varoşun
nerede biterse kent orada bir başka doğar gün.

Evin Okçuoğlu

17 Şubat 2008 Pazar

evin okçuoğlu

Quote
Kaplumbağa
Yaşanan günlerle ilgili sohbet ediyorlardı. Adam kaplumbağalardan söz etmeye başladı. Kadın konuyla ne alakası var dedi. Adam bir yol düşün dedi, kaplumbağa yola koyulmuş ilerliyor. Birden bir el uzanıyor tepesinden. Tutup ters çeviriyor kaplumbağayı. Kaplumbağa debelenmeye başlıyor. Kendi başına düz dönmesi olanaksız bir hayvan. Umarsızca onu ters çeviren elin tekrar üzerine uzanmasını dileyecektir. Felaketini yaratan elin kurtarıcı olmasını umacaktır.
Kadın düşündü bir süre.
İyi ki insanız dedi.

10 Aralık 2007 Pazartesi

İç Sessizliği



Gelincik fırtınasıydı sustu içim
Anne eteğinden koparılıştı
Ok demetiydi dokunan benliğe
Yakalanışımdı tel tel liğme liğme




Yüreğimin gece yarılarıydı
Ezilişti, yıkılmadan önce
Yüzyıllar öncesinden bir anı
Çözülsem saçılacaktı önüme




Dize gelişti her döne döne sönüşte
Saklı kalan evinimdi hücremde
Oynaktı sonra edalı hatta işveli
Kaldırdı dansa beni bir keman sesi.


Evin Okçuoğlu

28 Kasım 2007 Çarşamba

Trende

havasızlığımıza bulaşırdı soğuk

her istasyondan uykulu yüzler toplardık

ayakta yolcu adedindeydi gözümüz

bir de karşımızdakinin gazetesinde

hayal gar Haydarpaşa’ya varmadan biterdi yolculuk

acelesi olmayan işsizler kalırdı en sona

tünellerde çığlık atardı bir çocuk

karanlığımıza dönerdik tünellerden sonra

13 Ekim 2007 Cumartesi

Ay Titreyişi


Ay titremesidir gümüş tenimden geçen
Dağımın karanlık doruğuna sarılır bulutlar
Yavaş yavaş çözülür gökyüzünün düğümü
Düşer tutam tutam eteğime çığlığım
Ay titreşir hâlâ kıvrılıp giden sularda


Evin

12 Eylül 2007 Çarşamba

KIŞ AĞLAMASI







Kış ağlaması taşır dağ sırtları buralarda
Ağ örer kapılarda ayaz kesiği
Uçsuz bucaksız ak örtüyü kaldırır sonra güneş
Köpürür ırmaklar o zaman, kavuşur göle
Pamuksu gökten kopar dağdan inen su
Ancak kayalara çarpa çarpa durulur

Sen daha ılık bir aymazlıktasın
Dalından bir yaprağı koy vermedin akan suya
Yığılmadın sert rüzgarla bir kuytuya
Oysa çiyleri toplasan üzerinde, elmas iğne olursun
Kapılsak suya birlikte damla damla inci kolyeyiz
Ne geldiğimiz yer ne varacağımız umrumuzda




Evin Okçuoğlu

8 Eylül 2007 Cumartesi

UZAK SEVGİLİLER

Sis bastırmış iyice, sular yükselmiş
Yolu yok haber salmanın, mektup iletmenin
Sadece ay-bulutlar ötesinde, mavi gökte-
Parlıyor üzerinde uzak sevgililerin
Bütün gün aklımda bu, neye baksam
Yürek dayanmıyor.
Açılması güç bir kilit gibi çatık kaşlarım
Her gece, gölgesi gelir diye düşümde
Yarısını ona ayırıyorum üstümdeki yorganın.

-Li Tai Pe-

19 Ağustos 2007 Pazar

Sözler Eğrilir

sözler eğrilir göz göze
görünmez bükük boynum
siyah örtüsüne gecenin,
iyice sarılınca
yalandır kıvrımı suyun,
titreşen kıyıda
kumdan kalelerim de yalan
kaçıp giden sayfamdan

sözüm düşer geceden
yoluna serpilir endam

aşka en yakın içkidir içtiğim
başı hoş edendir bu naz
koklasam yosununu dökecek göz
dağılacak nefesimden saçları.

heykel


6 Temmuz 2007 Cuma

KARŞIN’IN SATILDIĞI KİTABEVLERİ


ANKARA

DOST KİTABEVİ
KARANFİL SOKAK NO:11/A KIZILAY/ANKARA
TEL:0/312/4172901

DOST KİTABEVİ
KONUR SOK NO:4/A KIZILAY/ANKARA
TEL: 0/312/418 83 27
BİLİM SANAT
KONUR SOK NO:11/A KIZILAY/ANKARA
TEL:0/312/418 75 22

İMGE
KONUR SOK.NO:17/A KIZILAY/ANKARA
TEL:0/312/4199310-11

İNDEX
SELANİK CAD.NO:1/B KIZILAY/ANKARA
TEL:

ARTI MÜZİK
ARCADIUM ALIŞVERİŞ MERKEZİ NO:223-224 ÇAYYOLU/ANKARA
TEL:0/312/2406545
İZMİR

İLETİŞİM KİTABEVİ
1443. SOK.48/A ALSANCAK/İZMİR
TEL:0/232/4632301

KABİLE KİTABEVİ
859.SOK NO:3/B-C KONAK/İZMİR
TEL:0/232/4253758

YAKIN KİTABEVİ
KIBRIS ŞEHİTLERİ CAD.1464.SOK. NO:6/A ALSANCAK/İZMİR
TEL: 0/232/421 81 69

PAN KİTABEVİ
1713 SOKAK 17 / A-B TİYATRO SOKAĞI KARŞIYAKA/İZMİR
TEL : 0/232/369 11 99

KİTAP PARK KÜLTÜR SANAT MERKEZİ
PİRİNÇ CENTER ARKASI HİSARÖNÜ/KEMERALTI/İZMİR

İSTANBUL

ANADOLU YAKASI


NEZİH KİTABEVİ
MÜHÜRDAR CAD. NO:68 KADIKÖY/İSTANBUL
TEL:0/216/4501010

İMGE KİTABEVİ
MÜHÜRDAR CAD. NO:80 KADIKÖY/İSTANBUL
TEL:0/216/348 60 58

SEYHAN KİTABEVİ
MUVAKKİTHANE CAD. NO:9 KADIKÖY/İSTANBUL
TEL:0/216/414 12 53

NEMESİS KİTABEVİ
YALI MAH. ESKİ BELEDİYE SOK. NO:6/12 MALTEPE/İSTANBUL
TEL: 0/216/442 87 48

AVRUPA YAKASI

KABALCI KİTABEVİ
ORTABAHÇE CAD. NO:22-24 BEŞİKTAŞ/İSTANBUL
TEL:0/212/327 33 22

MEPHİSTO KİTABEVİ
İSTİKLAL CADDESİ NO:125 BEYOĞLU/İSTANBUL
TEL:0/212/249 06 96


PANDORA KİTABEVİ
İSTİKLAL CAD. BÜYÜKPARMAKKAPI SOK. NO:3 BEYOĞLU/İSTANBUL
TEL:0/212/243 35 03

YAPI SANATEVİ
İSTİKLAL CAD. RUMELİ HAN C BLOK KAT:3 NO:88/35 TAKSİM/İSTANBUL
TEL:0/212/244 77 72


ESKİŞEHİR

ADIMLAR KİTABEVİ
HOŞNUDİYE MAH. BAYRAK SOK. NO:9
(DOKTORLAR CAD. AKBANK ARKASI) ESKİŞEHİR
TEL:0/222/221 62 29

İNSANCIL KİTABEVİ
İSTİKLAL MAH. YEŞİLTEPE SOK. NO:33 ESKİŞEHİR
TEL:0/222/221 34 41

ADA KİTABEVİ
ESKİŞEHİR

KEDİ KİTABEVİ
İSTİKLAL MAHALLESİ PORSUK BULVARI NO:67/B ESKİŞEHİR

SAMSUN

DİZE KİTAP
İSTİKLAL CAD. 34/A SAMSUN
TEL:0/362/435 55 85

DENİZ KÜLTÜR MERKEZİ
İSTİKLAL CAD. 57/B SAMSUN
TEL:0/362/432 35 47

KİTAPÇI
ULUGAZİ MAH. İSTİKLAL CAD. NO:35 SAMSUN
TEL:0/362/432 97 97

MERSİN

ÜTOPYA KÜLTÜR MERKEZİ
ÇANKAYA MAH. 108 CAD. NO:3/1 KÜÇÜKHAMAMDURAĞI/MERSİN
TEL:0/324/238 51 52

7 Haziran 2007 Perşembe


Festival, Konser, Sergi 5. Kadıköy Sanat Günleri
Gün boyu kermes, resim sergisi, imza günleri, akşamları şiir dinletisi, konser, animasyon gösterileri...
Etkinlik Programı:

8 Haziran Cuma Saat: 18:30 Konser: Cengiz Alkan, Kry (Koray Alan) , Hakan Ergün ve Ebru Çağlar 'Mucize' adlı albümü ile katılıyor. 9 Haziran Cumartesi, Saat: 18:30 Şiir Dinletisi: Gökhan Karaduman, Levent Saral ve Ramazan Atasorkun Mini Konser: Prens Baha Konser: İrem Özdemir ve Bikem Şahin 10 Haziran Pazar Saat: 18:30 Konser: Kemal Kutlu, Hakan Ergün, Bülent Yüksel ve Zeliha Sunal Animasyon Gösterisi: Grup Manço

özgürlük parkı selamiçeşme'de
9-10 HAZİRAN CUMARTESİ VE PAZAR GÜNLERİ SAAT 14.00'DAN SONRA
EVİN OKÇUOĞLU
KİTAPLARINI İMZALIYOR.
SAKIN KIZMA ANNE
KONUŞAN EŞYALAR
ÜNLÜ BESTECİLER
ÇOCUK EMEĞİ ÖYKÜLERİ
TOPRAK ÖYKÜLERİ
ŞİİR BAHÇESİ
ve çeviri kitap
KOSOVALI KIZ ZANA

3 Haziran 2007 Pazar

YENİ BİR DERGİ


Her şeye KARŞIN edebiyat-sanat-düşün
İki yüz tane dergiden söz edildiği bir ortamda –kim bilir, belki de- iki yüz birinci dergi olarak çıkmak... neye, kime KARŞIN çıkmak? KARŞIN, ‘birbirinin aynı dergilerden bir tane daha’ olmak değil; mevcut okurlar yanında, dergiciliğe yeni okurlar kazandırmak, özellikle de gençliğin edebiyat ve sanata yönelmesine katkıda bulunmak için çıktı...KARŞIN, mevcut dergilerdeki yazar kadrosuna, olabildiğince farklı kalemleri de katmak, kazandırmak için çıktı. KARŞIN, yıllar önce dergilerden kalemini ayırmış değerleri yeniden bu alana döndürebilme amacı yanında, dergilere yazı yazmayı hiç aklına bile getirmemiş kalemler de okurlarla buluşsunlar diye çıktı...KARŞIN, “Bir şairden dört sayfalık şiir yayımlayacağıma, dört şairden birer sayfalık dört şiir yayımlarım” düşüncesiyle sanatçının sanatının sınırlandırılmasına KARŞIN çıktı...KARŞIN, hazırladığı dosyasıyla, gerek kapsam gerekse şekil olarak her dosyanın farklı tarzda hazırlanması gerektiğini hatırlatmak için çıktı...KARŞIN, ‘Bir Garip Yaprak’ları günümüze taşıyarak, okurlarına hem geçmişin nostaljik kırıntılarında bir gezinti yaptırmak, hem de genç nesillere edebiyat-sanat tarihimizde kilometre taşları olan değerleri sunmak için çıktı...KARŞIN, bir derginin hesaplaşacağı en büyük rakibinin bir önceki sayısı olması gerektiği düşüncesiyle çıktı...
İÇİNDEKİLER
Seval Deniz Karahaliloğlu / sunu / Attilâ İlhan’ın Son İzmir KonuşmasıAttilâ İlhan / anlatı / Parola Vatan, İşareti NamusCan Yücel / şiir / Damdan Damlaya Damlaya Göl Olmaz YaHasan Hüseyin / şiir üzerine / İstim Arkadan GelsinErgin Günçe / şiir / F/M Parkında Bir İkindi SonudurSeval Deniz Karahaliloğlu / söyleşi / Tiyatroya Adanan 60 Yıl: ÖZDEMİR NUTKUÖzdemir Nutku / sanat-tiyatro / Tiyatroda Deney ÜzerineAyten Mutlu / şiir / Uyandırmak İçin SeniCansu Göktan / şiir-inceleme / Aşk Döngüsünde Bir İrlandalı: YEATSCandan Selman / çev. şiir / Martin Espada-General Pinochet Kitapçı DükkanındaNilgün Aras / düşün / Akıllı Parçacıkların Amaçsız Oyunu ve Buna Ağır Bir Bedel Ödeyen Akıllı Yaşam ÜzerineBarbaros Uzunöner / sanat-tiyatro / Olmuş Bi’kereSerap Işık / sanat-radyo tiyatrosu / Hep Narindir Radyo OyunlarıDr. Dilek Tunalı / sanat-sinema / Sinemada Bağımsız Bir Deha: JIM JARMUSCHAslı Durak / şiir / KırılganMahzun Doğan / şiir / UzakHidayet Karakuş / şiir / Yaz ÇalışmalarıAhmet Gündaş / şiir / CinnetSelvin Canbeyoğlu / anma / Yazmak ya da ölmek : VIRGINIA WOOLFVirginia Woolf / öykü / Pazartesi ya da SalıDemet Günoğlu / öykü / Kelepir HayatlarYapı Sanatevi Etkinlikleri’nden / sanat-sinema / Film OkumaCharlie Chaplin: Kapitalizmin “Modern Zamanlar”ıHilal Lüle / görüş / Var Olmak mı? Yok Olmak mı?Evin Okçuoğlu / düşün / Yüzeysel ve BalıklamaAli Bozca / görüş / Aydınlar Derdi Bir Halkın Üreme OrganıdırMavisel Yener / öykü / Mağara GülleriDuygu Ergun / öykü / Antikacı KadınHüseyin Yurttaş / öykü / Paşama KahveAydan Yalçın / halk edebiyatı-anma / Ödünsüz Bir Anadolu Aydınlanmacısı: AŞIK VEYSELA.Uğur Olgar / şiir / İnsan: Yalnız ToprakHülya Deniz Ünal / şiir / Herke Kendi Gölgesine SığınırFadıl Oktay / şiir / Kafka’sal Salınımlar Adnan Durmaz / şiir / Bir Şarkı SöyleZeki Halûk / öykü / Dayım mı Geliyormuş?Yeşim M. Koyuncu / öykü / Savunma MekanizmasıLevent Mete / görüş / Aşırı Uyum HastalığıOğuz Tümbaş / şiir / Hüzün Gölgesini Gezdirir SokaklardaS. Aylin Antmen / şiir / Vuslat AğacıAli Hikmet Eren / şiir / Evin İyi HaliFeride Özmat / şiir / Pas de DeuxBetül Akdağ / şiir / UtanÇTarık Aslan / şiir / PandoraHande Dipligüneş / şiir / Hep Melektin Gecelere; Hecelere İsyanHacer & Yavuz Özmakas / edebiyat-saygı / TOKADİZADE ŞEKİPİsmail Cem Doğru / edebiyat-eleştiri / Şiir Miras mıdır?Fergun Özelli / şiir / SevinçPerihan Baykal / şiir / MaviAyhan Can / şiir / İzmir MektubuAyten Çolakoğlu / şiir / Agresif MelekAydan Yalçın / şiir / MasalAyten Suvak / görüş / Damar Damar Yıkıntı Bir Zamanlar KartaldıSeval Deniz Karahaliloğlu / paylaşım / Hayatı Kaçırmakİlknur Turan / öykü / Sen Çok Yaşa E miFadime Uslu / öykü / Her Şey YolundaKâmuran Esen / öykü / Lafı UzatmakMurat Türkmen / öykü / Çöp KadınAynur Özbek Uluç / öykü / Minyatürler, Minyatür GörüntülerHaluk Alp Çelik / çizgi öykü / Makus TalihAlternatif Gençlik Ekin Göktan / şiir / KüllerYağız Yüksel / öykü / BukağımÖzgür Yenigün / şiir / Beyhude
KARŞIN’IN EKLERİ
1- KARŞIN DOSYA“Edebiyat ve Diğer Sanat Disiplinleri Arasındaki Etkileşim”Seval Deniz KarahaliloğluTayfun Kocaman (fotoğraf)
Ercan Yenal (opera)Malik Bulut (heykel)Andre Prokovsky (bale)Fikret Hakan (sinema)Ahmet Rüştü Doğan (resim)Bülent Arın (tiyatro)Fatih Mika (gravür)Rengim Gökmen (klasik müzik)
2-YAPRAK GAZETESİOrhan Veli KanıkYıl:1 Sayı:11 Ocak 1949

25 Mayıs 2007 Cuma

Yokum

Akıyor ayaklarım
Dünya akıyor
Döküldüğüm kap sonsuz
Basacak yer yok
Sokak akıyor
Düş ayrımında
Aşk şaşırmış adresi
Kapım çalıyor.


Evin Okçuoğlu

15 Mayıs 2007 Salı

SAPLA SAMAN

Geçenlerde bir arkadaş sordu “Neden bayrak asmadın bakiym?”
“Düğün değil bayram değil neden asayım” dedi diğeri.
Atatürkçü laik gençlere burs veren bir vakıftan burs alan bazı gençler de, eğer mitinglere gelirlerse ya da mazeret bildirirlerse burslarını alabildiler.
Bu kritik günlerde, bazı tutumlarım demokratik olmasa da olur demeye başlayanlar var.
Ordu gelsin de bütün bu aymazlıklar sona ersin diyenler var. İşte faşizmin kitle tabanı böyle böyle oluşur. Konunun temeline bakmak gerek:
Dinci sermayeye sıcak bakan hükümet, devlet ihalelerini kendi tarafından sermaye gruplarına veriyor. Geçmişten bu güne pastadan büyük pay alan ve uluslar arası sermaye haline gelmiş olan diğer bir sermaye grubu zaten kendi kulvarında gücünü koruyor.
Bir kesim ise geriletiliyor ve çok rahatsız. Krizlerini karşı sermaye grubunun “dinci” oluşuna karşı toplumda bir karşı tutum yaratarak seçimlerde aşmayı tasarlıyorlar. Kapitalizm, küçük esnafı tekelleşme potasında eritirken ses çıkarmayanlar, özelleştirmelerde sendikalar “hayır” derken, Atatürkçü milliyetçi devletçilikleri uykuda ama özelleştirme ihalelerinde ucuza kapatmalar için uyanık mı uyanık olanlar, laikliği “biz de müslümanız ama … “ diye iki yüzlü sürdürüp kadının başındaki örtü ile sınırlı sananlar, meydanları dolduran statükocu-askerci hale getirdikleri kalabalıkları kullanarak baskıcı sistemlerin kitle tabanını oluşturmak niyetindeler. Bunu çok net söylemek gerek.
Yaşadığımız kalabalık toplaşmalar rahatı kaçan bir sermaye kesiminin icazetli gövde gösterisidir. Emekçilerin kavgası hiç değil.
İçten yurtseverlikle oralarda bulunan insanlarımızı tabii ki anlıyorum. Kendi başıma gelen bir örnekten yola çıkayım. Bergama’da siyanürle altın aramaya karşı oldum. Belden yukarısı çıplak eylemci köylülerimize alkış tuttum. Sonra Hablemitoğlu öldürüldü. Altın aramacı iki yabancı devletin çekişmesinde bir taraftan yana olmuştum. Ama içtenlikle ve canı gönüldendi bu. Bazıları ise yabancı vakıflardan meğer fonlar alıp da eylemcilikteymiş. İşte bu nedenle anlıyorum içten arkadaşlarımızı. Ama bilmeleri gerek ki Anti – emperyalistliğin ardına anti kapitalistliği eklemedikçe sonuçsuz kalır. Bizler de kendimizin sandığımız nefretlerimizi birbirimize savurur dururuz. Çünkü sermayenin kitleyi yönlendirme oyunları böyledir. Nefreti kendi üzerinden uzaklaştıracak bir şey mutlaka bulunur. O nedenle zaman zaman farklı etnik köklere kin ve düşmanlığı körüklüyorlar. Zaman zaman da dinciliğe karşı refleksleri yükseltiyorlar.
Onlar ne tepki biçmek istiyorlarsa o etkiyi verecek olayları da tırmandırmasını bilirler. Avrupa fonlarıyla yapılan Atatürkçülük yüzeyde kalır. Günümüzde sendikalar da Avrupa fonları alıyor, partiler de. Emekten yana olup da kendi gücünden başkasına bel bağlamayanlar ise her dönemde ezilip yok edildi, ediliyor. Sistem, insanları etkisizleştirmek için ya satın alıyor, ya yıpratıyor, ya da eğer çok önemli konumdaysalar yok ediyor.
Her şeye karşın güzel bir geleceği hak ediyoruz. Dünyanın gerçek üreticisi olan emekçilerin partili savaşımının başarısına olan inancımızı koruyoruz. Bugün için savrulmuş olmak yarın için umutsuz olmamızı gerektirmez. İnsanoğlu tüm dünyada benzer sancıları yaşıyor. Ve bu sancıdan doğacak olan emekten yana; daha da genişletilmiş olarak insandan, doğadan yana, sevgiden yana olan yepyeni bir hayattır.

30 Nisan 2007 Pazartesi

1 Mayıs

1 MAYIS MARŞI
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider

(1 Mayıs marşı, B. Brecht'in, Gorki'den sahneye uyarladığı Ana adlı tiyatro oyunu için 1974'te bestelenmiştir. Söz ve müziği Sarper Özsan'a ait olan marş, Cem Karaca ve Dervişan,Grup Yorum tarafından seslendirilmiştir.)

11 Nisan 2007 Çarşamba



Yazar Evin Okçuoğlu'nun 2006 yılında çıkan 6 kitabından üç tanesinin kapağıdır. (Çocuk edebiyatı -öykü- çocuklar için şiir)
Kapaklar: Sakın Kızma Anne
Çocuk Emeği Öyküleri
Şiir Bahçesi