ŞİİR ÖYKÜ VE DENEMELERİM -GÖRSELLER

MERHABA KONUK ,

SAYFAMA HOŞ GELDİNİZ.


ŞİİR ÖYKÜ VE DENEMELERİM -GÖRSELLER

3 Haziran 2011 Cuma

YAZ AKŞAMLARI


YAZ AKŞAMLARI

yaz akşamları
denizde kızıl dalgalar
iğde kokusuyla sarmaş dolaş
çocuk ağlaması karışan
bir isyan yatıştırırım içimde

dudağımın suskun kıvrımında sabır
göz bebeğimde
aşk rengin gezinir

sevinç tortularıyla
okşar sesim sesini
aşk yüklü bulutlar çarpar
düş delen zirvelerime

şiirden bir köprüyle geçilir sana
aşktan kelepçe soyutlamasıyla
kanatırım yüreğimi
sızım sızım özlem damıtırım
gül yaprağı dökerim yamaçlarımdan
yaz akşamları
yoğunlaşmış bir sözdür
“sevgili”

27 Mayıs 2011 Cuma

“Goya'nın Hayaletleri” için




İÇİ GÖRÜNEN ŞİİRLER ADLI KİTABIMDAN ALINTILADIĞIM BU ŞİİRİMDE,
ENGİZİSYON İŞKENCESİNDE SUÇUNUN NE OLDUĞUNU BİLMEYEN VE KONUŞTURULMAK İSTENEN KADINLA (İNES) BUGÜNÜMÜZE BAĞLANTI KURUYORUM...
NEYİ İTİRAF EDEYİM GERÇEK NEDİR BANA GERÇEĞİN NE OLDUĞUNU SÖYLEYİN DİYE YÜKSELEN ÇIĞLIĞI DUYUN.
ORTAÇAĞI GERİ GETİRMEK İSTEYENLERİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATIYOR, O ÇIĞLIĞIN İZİNİ SÜRÜYORUM.
GERÇEK, TÜM IŞILTISI İLE İLERİYE DOĞRU OLAN AKIŞTIR. DURDURULAMAYACAK.
ERGENİSYON SANIKLARINA İTHAFTIR.
FİLM: GOYA'S GHOSTS (2006)

“Goya'nın Hayaletleri” için
“Bana gerçeği söyle!”

Kirli bir yolculuktu
Kutsal odalardan yayıldı irinli lekeler
İzleri solan gülüşlerde saklandı

Ortasındaydık zamanın ve değişti her şey
Eller değişti öpülen eller, tapılan eller ve hükmeden
Tarihin mahzeninde çürüdü masumiyet

Demir kapılar açılıp kapandı bir bir
Göründü hükmedişin can alıcı ağzı
Ateş püskürdü saflığa, kırık dökük umuda
Saçı sakalı kanı canıyla insana
Anası bebesiyle sevdanın üstüne yürüdü

Kol gezdi bir hayalet tarihin içinde
Yakarak geçti içinden zamanın
Sorgularıyla gerilen bilekler büküldü
Başı sonu belirsiz oyun oyun içinde
İnancın ve inançsızlığın sallanan bedeniydi ellerde dalgalanan
İzi kandı
İzi kaldı bu kirli yolculuktan.

(2007)
Evin Okçuoğlu

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Zirve


Zirve

son perdesinde hayat
çocuksu bir sus işaretidir
suskunluğu
bir ağaç gövdesi
suya dalan bakış
dinginliğidir
tek tanığım gözlerin
erişimsiz şenliğim
kavuşmasız zirvem

senden çıkar yola
dizinin dermanı sendendir
ve sana varır sonunda
Evin Okçuoğlu

11 Mayıs 2011 Çarşamba

imza günü

EVİN OKÇUOĞLU
İMZA GÜNÜ
14-15 MAYIS
YOĞURTÇU PARKI
KADIKÖY

PAÇAVRA


her kıtanın kanı
kurumuş üstünde
gözyaşında yıkanmış
kurumuş sonra
kederin kavuran sıcağında
çoktan eskimiş
devri dolmuş
yama tutmaz bu paçavra
delik deşik liğme liğme
dokunsak dağılacak
küresel bela

Evin Okçuoğlu

30 Nisan 2011 Cumartesi

TOPRAK SU GİBİDİR DEVRİM KAÇINILMAZ


TOPRAK SU GİBİDİR DEVRİM KAÇINILMAZ

alın terinden yağmur bulutu birikiyor
güneş kar topluyor karanlık madenlerde
dereler denize dipçik inişinde gürülderken
sınıf kini eritirken demirci
toprağı deşerek biniyorum öfkeme
yüzlerce yılın hırsı kök söküyor tarlada
devrim lavlarına kapılıyor titrek cılız ihanet
puslu sabahı yırtarken sesimiz
parlıyor haykırışımızın gücü
sonsuz devinimin içi sığmıyor içine
insanlık sayfasına ısınıyor içimiz
kaynaşıyor enternasyonal toprakla

Evin Okçuoğlu

27 Nisan 2011 Çarşamba

BU BİR BÜYÜDÜR

Eyy yeryüzünde söylenmiş, tarih sayfalarında uyuklayan en güzel sözler, hepiniz gelin. yeryüzünü kaplayın. Eyy yürekleri burkan sihirli sözler, acıların tınısı ey, yeryüzünde nerede söylenmiş olursanız olun, hangi dilde hangi aksanda olursa olsun gelin. Tüm coğrafyalardan alın başınızı gelin. Bugün söylenenler yetmiyor. Bütün kültürlerin harcını katıyorum birbirine ki insanlığın zulme karşı duruşundan bir anıt olsun. Değil mi ki insan aklı ve yüreği bir eser verdi, yıkılsa da o anıtın soyutu yeter. şair büyüsü tutar. işte diliyorum. Dünyanın tüm sanatları ile yükselen en güzel güç, yok edici yıkıcı, kan emici, zalimin üzerine olsun.

Evin Okçuoğlu

2 Nisan 2011 Cumartesi

GÜLÜŞÜM


Gülüşüm

gecedir
el etek çekişirken loş sokaklar
bir martı çığlığı düşer denize
tüm ezgiler başına toplanır
yabanıl eller
uzaktan da uzak
nasıl olur bir çığlığı okşamak

mavisi kararmış göğün altında
akşamla örtünür şehir inceden
renk renk şıkır şıkır neonlar yanar
yanar dağlanır
zifiriye çalar sular
sulara gömülmüş çığlık kanar
blues susar birden bire
gece, tepeden tırnağa sen
gamze gamze yıldız serper gülüşüme






Evin Okçuoğlu

30 Mart 2011 Çarşamba

YABAN OTUDUR YOKLUĞUN




aşktan önce son çıkışta
bekleşir yürek
düşsel kavuşma kavşağında
demir leblebidir sabır
sallanan diş er geç kırılır

sığamaz yerine
atar kendini dışarı
yola düşer yüreğim
ufka küfür savurur
ağaçlara dallara takılır
tökezlerim
gömülmüş iyice
görünmez depremim
özlemle aşkla titreşim

sormak isterim sana
bahar dalı
kabarık toprak
anlat gizini
hangi sıcaklık patlatır tomurcuğu
kaç oranında su yürür damara

öğret ki
sıcaklığımı vereyim
tomurcuk kesileyim
dayanayım uzaklıklara
ışıtmadığın karanlığa
ıssız soğuklara

yokluğun uçsuz bucaksız
diz boyu yaban otudur
söke söke kavuşulur
sökülmez aşkın içimden
yorgun düşer şiir
açar en güzel gün için çiçeğini



Evin Okçuoğlu

19 Mart 2011 Cumartesi

Akdenizce




Akdenizce

kesilmiş soluklar yine
kan oluk oluk
aval bakış
kof bilinç
yırtık haritamın filmi
oyun hep aynı oyun
kaçıncı kez gösterime girdi

örgüsü pörsük
ağları delik deşik
tezgahı eski moda
Akdeniz
örtme yüzünü konuş
düğmeye bastı yine
emek düşmanı
can evi para
alçak uzlaşma

kirli savaşın adı operasyon
reklamlar girdi araya
savaş uçakları yok pahasına
son moda bunlar
kesin ölüm
güçlü bomba!

çeşme başında
bu üçüncü kavgadır
ey utanmaz dünya
aksın artık petrol musluğu
emekten yana

bin yıllık gözü dönmüş uğruna
ölmek
gidiyor ağrıma

konuş artık Akdeniz
tek başına kalsan da
esir dilimiz
kul çaresizliğimiz
konuşmak yetmez
isyan diliyle haykır akdenizce
sökülsün can söken pençe
çökersin teorisi
kirlettiği sularında ey Akdeniz
bozulsun orantısını deştiğim denge


Evin Okçuoğlu

10 Mart 2011 Perşembe

YOKUŞ





yüzyılların içinden kıvrılır yokuş
zulmün tarihinden,
açlıkla terbiyeden
utanç yangınlarından geçer

kuru dallar örer ağını gün bitimlerinde
tek kişilik masaya düşer efkâr
ne hazindir ıssız yokuşta karaltılar
çöken akşamdan kalmadır omuzlar
elde günün nafakası
körpe eller kapıda karşılar
yükselir merdivenli dar sokak
pencereler mıh gibi suskun
saksı dizileriyle direnir hayat
insansız bir sokak
gökyüzü sıkmış avucunu
avucunda yıldızlar
tek mi çift mi der durur

haritama düşen kara gölge
bol yıldızlı bayrağın bukalemunu
kof gövdesi yalan ve zindan
çürümüş dişlisi kırık ekran
sönsün can körüğü
bin bir çehresi solsun
nasır tutsun korkunun soğuk titrekliği

dört duvar dikenli tuval olur
her gün değişir düşsel resim
can yandıkça çığtopu olur zırhlar
çoğalır birikir emeğin bilinçli kini
bu yokuş sisiphos yokuşudur

Evin Okçuoğlu
Fotoğraf: ATIF ZAFRAK