SANATÇI VE İKTİDAR İLİŞKİSİ
Kavramların tanımlarını yapmazsak söyleyeceklerimizin yerini
bulması zorlaşır. Sanatçı da iktidar da yaşadığımız günlerde artık gerçek
yüzlerini iyice ortaya sermeye başlamıştır.
İktidar deyince kast ettiğimiz, şimdi içinde yaşadığımız
kapitalist sistemin emperyalist aşamasındaki faşizmsiz edemeyeceği gerçeği
iyice su yüzünde olan iktidardır ve sanatçı da bu iktidardan yana veya onun
karşısında olarak konumlanır. Sanatçı da sistemin kitlesel kültürsüzleştirme silindiri
altında ezilir, medya ve eğitim araçlarının acımasız, yaratıcılığı öldüren
süreçlerinden geçer. Gerçekleri; örtmede, görmemede ve göstermemede sanatçıyı
da kullanarak tüm yaratıcılıkları da kendi emri altına almak isteyen bu
mekanizmaya kimi sanatçı gönüllü kimisi de gönülsüz olarak esir düşer.
İktidardan yana olan sanatçı bireysel ve geçmişe özlem duyan
ürünler verir, teknolojiyi sanatın içinde kullanması için önüne bütün olanaklar
serilmiştir. Ürettikleri sistem içinde gönüllü olarak metalaşmaktadır.
Kitlelere ulaşmak değil, pahalı satmak önceliklidir. Çıkarcılık sanatın
kurulaşması ile birlikte yürür.
Artık sanat, eski devirlerdeki edebiyat sanat gibi ritimli ve
büyüsellik içeren toplumsal uyumlanma ritüeli değildir. Devir iş kazalarında
öldüren sakatlayan, savaşlarda en son sistem silahlarla katleden, insanlıktan
çıkaran bir çarkın dişlilerinde ezimlere, onursuzluklara iten bir devirdir. Bu
devrin iktidarla barışık sanatçısının gittiği yol, yüzlerce yıl sürmekte olan
bu acılı hayatlara duyarsız, onların kurtuluşu için kafa yormayan onun yerine
yine beslendiği sistemin yarattığı duygusal hasarları bireysel düzlemde çözümsüz
bıraka bıraka işleme yoludur.
Oysa gerçekçi edebiyatçının gereksindiği şey toplumsal
yapının derinlerini görebilmek ve çıkışları hissettirebilmektir. Kitlelerin
içinde yaşadığı korkunç koşulların bilgisini bilmek de yetmez. Sanatçı ve
edebiyatçıyı iktidar ilişkisinde karşı karşıya getiren durum söz konusudur.
Çünkü gerçekçi sanatçı ve edebiyatçının vazgeçilmezi, ileriye dönük yaratıcı
güçlerin bilgisi yani dünyayı dönüşüme uğratabilme gücü olan kitlelerin savaşım
ve eylemindeki o yapıcı öğeyi algılama yeteneğidir.
Kapitalist sistem kendisini yıpratan çelişkileri çözebilme
yetisinde değildir. Artık kullanılmaz hale gelmiştir. Köleleştirmenin zor
kullanmanın en korkunç biçimlerine yol açtığı gibi uygarlığı da yok edebilecek
gözü dönmüşlüktedir.
İktidarın sanatçısı da bunlara duyarsız kalamaz elbette… Ama
burjuva kategorileri içerisinde düşünüp sonunda ağlamalı bir çaresizlik, bir
umutsuzluk karamsarlık ve ah geçmişte ne güzeldi o günler tarzında bir
kısırlığı yansıtan ürünler çıkarır.
Tarihi tahrif etmek, kitlelere illüzyonlar yaratmak,
toplumsal felç halini pekiştirmek için yaratıcı yetilerini kullanan iktidar
barışığı kişilerin dışında da elbette yazıp çizen düşünen üretenler vardır.
Onların iktidarla ilişkisi ise ne geçmişte ne de şimdi barışık değildir.
Gerçekçi sanatçı edebiyatçı yaşadığı toplumun ve tüm dünyanın
çelişkileri ve değişimin sürekliliği ile beslenerek, dili zenginleştirerek
geçmişin birikimlerini özümseyip bu günü algılayıp geleceği tasarlama
yönelişine katkı verecektir.
Yenilikçiliği mutlaklaştırıcı soyutlamacı eğilimlere
bükülmeden nesnelliğin içinden felsefesini kurarak, yepyeni bir ufku
sezdirecektir.
İtaatin yerine başkaldırıyı koyacaktır.
Aşkı da hak ettiği yere yükseltecek, pembe dünyaların yalan dolanından
kalemi çekip alacaktır.
Ezimi sömürüyü örtmek yerine açımlayacak, insanlık onurunu ve
emekten gelen gücü apaçık serecektir.
Bireysel kişisel ağlak üslup yerine, doğadan beslenen
toplumsal duyarlılıkla güçlenen bir ses olacaktır.
İmgelerin anlamsız ve kısır dünyasından çıkıp, hayatın
nesnelliğinin bilgece imgeleştirilişini döke döke büyütecektir ekini.
Asla karamsar ve umutsuz olmayacaktır. Çünkü karanlığın en
yoğun olduğu, sansürün en acımasızlaştığı dönemler diyalektik olarak aydınlığın
öngünüdür.
Gelmekte olan ise, ezen iktidarlarla ezilenleri
kardeşleştirme çabalarının sahteliğini yıkıp onun yerine devrimsel bir sınıf
kini ile meydanlarda haykıracağımız eserler için harıl harıl çalışılacak
gündür.
Özgür bağımsız sansürsüz sanat düşünü görmek bizi uyanık
tutacaktır.
Evin Okçuoğlu